Boğazda iki haftayı aşan ağrı, iyileşmeyen ağız yarası ya da yeni fark edilen boyun şişliği çoğu zaman basit bir enfeksiyona bağlanabilir. Ancak baş boyun kanseri erken belirtileri, özellikle kalıcı olduklarında, gecikmeden kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Erken tanı, tedavi seçeneklerini ve organ fonksiyonlarının korunma olasılığını doğrudan etkiler.
Baş-boyun kanserleri tek bir hastalığı ifade etmez. Ağız boşluğu, dil, bademcikler, yutak, gırtlak, burun ve sinüsler ile tükürük bezlerinde gelişen farklı tümörleri kapsar. Belirtiler tümörün yerleşimine göre değişir; bu nedenle herkes için geçerli tek bir işaret yoktur. Asıl dikkat edilmesi gereken, alışılmadık bir şikayetin geçmemesi, giderek artması veya açıklanamayan başka bulgularla birlikte görülmesidir.
Baş boyun kanseri erken belirtileri neden gözden kaçabilir?
Bu bölgedeki yakınmalar oldukça yaygındır. Ses kısıklığı reflü, üst solunum yolu enfeksiyonu veya sesin yoğun kullanımıyla; yutma güçlüğü bademcik enfeksiyonuyla; boyun lenf bezlerindeki büyüme ise geçici enfeksiyonlarla ilişkili olabilir. Bu nedenle tek başına bir belirti kanser anlamına gelmez.
Buna karşılık şikayetin süresi ve seyri önem taşır. Enfeksiyona bağlı yakınmalar genellikle uygun izlem veya tedaviyle geriler. İki-üç hafta içinde düzelmeyen, tekrarlayan ya da belirgin biçimde ilerleyen bulgular ise muayene gerektirir. Özellikle antibiyotik kullanımına rağmen devam eden tek taraflı boğaz ağrısı veya boyunda büyüyen sert bir kitle değerlendirme eşiğini düşürmelidir.
Ağız, boğaz ve gırtlak bölgesindeki uyarıcı işaretler
Ağız içinde iki haftadan uzun süren yara, beyaz veya kırmızı renkli leke, dilde kalınlaşma, ağız içinde sertlik ya da protezin daha önce sorun yaratmayan bir noktada vurması dikkatle ele alınmalıdır. Bu değişiklikler aft veya tahriş gibi iyi huylu nedenlerle oluşabilir; yine de iyileşmeyen lezyonun uzman tarafından görülmesi gerekir.
Yutarken ağrı, yutma sırasında takılma hissi, katı gıdaları yutmada zorlanma veya ağrının kulağa vurması boğaz ve yutak bölgesine ait önemli belirtilerdir. Kulağın kendisinde enfeksiyon ya da işitme sorunu olmadan devam eden tek taraflı kulak ağrısı, bazen boğazdaki bir problemin yansıyan ağrısı olabilir. Bu durum özellikle kalıcıysa yalnızca kulak muayenesiyle sınırlı kalınmamalıdır.
Ses kısıklığı da önemli bir uyarıdır. Nezle sonrasında birkaç gün süren ses değişikliği sık görülür. Ancak üç haftayı aşan kısıklık, seste çatallanma, konuşurken çabuk yorulma veya nefes alırken sesli soluma, gırtlağın ayrıntılı incelenmesini gerektirir. Sigara kullanan kişilerde ve yoğun ses kullanan meslek gruplarında bu değerlendirme daha da önem kazanır.
Boyunda kitle her zaman aynı anlama gelmez
Boyunda ele gelen her şişlik tümör değildir. Enfeksiyonlarda lenf bezleri hassas, hareketli ve geçici olarak büyümüş olabilir. Buna rağmen erişkin bir kişide yeni gelişen, iki-üç haftadan uzun süren, büyüyen, sert hissedilen veya ağrısız bir boyun kitlesi ihmal edilmemelidir.
Baş-boyun bölgesindeki bazı tümörler ilk olarak boyundaki lenf bezine yayılım ile fark edilebilir. Bu yüzden ağız, boğaz veya burunda belirgin bir şikayet olmaksızın ortaya çıkan kitlelerde sistematik KBB muayenesi gerekir. Muayenede ağız boşluğu, burun, geniz, yutak ve gırtlak değerlendirilir; gerekli durumlarda ultrasonografi, kesitsel görüntüleme, endoskopi ve doku örneklemesi planlanır.
Boyun kitlesinin değerlendirilmesinde amaç yalnızca kitlenin varlığını saptamak değildir. Kitlenin lenf bezi, tükürük bezi, tiroit veya başka bir dokudan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek; gerekiyorsa en doğru bölgeden örnekleme yapmak gerekir. Bu yaklaşım, gereksiz gecikmeleri ve yetersiz işlemleri önlemeye yardımcı olur.
Burun, sinüs ve tükürük bezlerine ait belirtiler
Tek taraflı ve sürekli burun tıkanıklığı, tekrarlayan burun kanaması, yüzün bir tarafında basınç veya uyuşma, göz çevresinde şişlik ya da çift görme sinüs ve burun boşluğuna ait daha nadir fakat önemli bulgular arasındadır. Kronik sinüzit ve alerji çok daha sık nedenlerdir. Fakat özellikle tek taraflı, yeni başlayan ve standart tedavilere yanıt vermeyen şikayetlerde ayrıntılı inceleme gerekir.
Kulak çevresi, çene altı veya boynun yan tarafında tükürük bezine yakın gelişen kitleler de değerlendirilmelidir. Ağrısız ve yavaş büyüyen şişlikler iyi huylu olabilir; ancak yalnızca muayene ile kesin ayrım yapılamaz. Kitleye yüz kaslarında güçsüzlük, uyuşma, hızlı büyüme ya da ağrı eşlik ediyorsa gecikmeden başvurmak gerekir.
Hangi kişiler daha dikkatli olmalıdır?
Tütün ürünleri ve yoğun alkol kullanımı, baş-boyun kanserleri için bilinen risk faktörleridir. Bununla birlikte hiç sigara içmemiş kişilerde de hastalık görülebilir. Özellikle insan papilloma virüsü ile ilişkili bazı orofarenks tümörleri, bademcik ve dil kökü bölgesinde daha genç yaşlarda da ortaya çıkabilir.
Uzun süre güneşe maruz kalma dudak kanseri riskini artırabilir. Önceden baş-boyun bölgesine radyoterapi uygulanmış olması, bazı mesleki maruziyetler, bağışıklık sistemini etkileyen durumlar ve ailede belirli kanser öyküleri de hekimin değerlendirmesinde anlam taşır. Risk faktörü bulunmaması, kalıcı belirtilerin önemini ortadan kaldırmaz.
Kilo kaybı, iştahsızlık, sürekli halsizlik veya ağızdan kötü koku gibi genel belirtiler tek başına özgül değildir. Ancak bunlara yutma güçlüğü, boyun kitlesi, ses değişikliği ya da ağız içinde lezyon eşlik ettiğinde bütüncül bir değerlendirme yapılmalıdır. Amaç kişiyi gereksiz kaygıya sürüklemek değil, tanı fırsatının kaçırılmamasıdır.
Ne zaman KBB uzmanına başvurulmalı?
İki haftadan uzun süren ağız yarası, boğaz ağrısı veya boyun şişliği; üç haftadan uzun süren ses kısıklığı; tek taraflı burun tıkanıklığı ve açıklanamayan burun kanaması; yutma sırasında ağrı veya takılma hissi için KBB değerlendirmesi planlanmalıdır. Hızla büyüyen boyun kitlesi, nefes darlığı, tükürüğü dahi yutamama, kanlı tükürük veya belirgin yüz felci gibi durumlarda ise daha acil değerlendirme gerekir.
Muayene sürecinde hekim şikayetin süresini, sigara ve alkol kullanımını, eşlik eden hastalıkları ve daha önce uygulanan tedavileri sorgular. Gerektiğinde esnek endoskopi ile burun, geniz, boğaz ve gırtlak doğrudan görüntülenebilir. Şüpheli bir alan saptanırsa kesin tanı için biyopsi gerekebilir; görüntüleme yöntemleri ise hastalığın yaygınlığını değerlendirmede kullanılır.
Erken evrede saptanan tümörlerde tedavi, tümörün türüne ve yerine göre cerrahi, radyoterapi, ilaç tedavileri veya bunların kombinasyonlarını içerebilir. Her hastada aynı yöntem doğru değildir. Konuşma, yutma, nefes alma ve görünüm gibi işlevlerin korunması, tedavi planının temel parçalarındandır; bu nedenle baş-boyun cerrahisi, radyoloji, patoloji, medikal onkoloji ve radyasyon onkolojisinin koordinasyonu önemlidir.
Vücudunuzda kalıcı bir değişiklik fark ettiğinizde beklemek yerine doğru uzmanlık alanına başvurmak, çoğu zaman belirsizliği kısa sürede gidermenin en güvenli yoludur. Erken değerlendirme her zaman ciddi bir tanı anlamına gelmez; fakat gerekli olduğunda zamanında tedaviye ulaşma olanağı sağlar.

KBB doktorluğu süresince birçok bilimsel araştırma yapan, yurtiçi ve yurtdışı toplantılarda konuşmacı, katılımcı ve düzenleyici olan Prof. Dr. Gediz Murat Serin, birçok yerli ve yabancı makale ve kitap bölümleri yazmıştır. Kulak Burun Boğaz Uzmanı olan Dr. Serin’in uzmanlık alanlarının başında burun hakkında tüm ameliyatlar (estetik, septum perforasyonu vb.), burnun tamamlayıcı organları (sinüsler ve hastalıkları), revizyon (düzeltici) burun estetikleridir. Bunların yanı sıra tüm baş boyun cerrahileriyle de ilgilenmekte ve ameliyatlarını gerçekleştirmektedir.

