Boyunda ele gelen bir şişlik çoğu zaman enfeksiyon sırasında büyüyen bir lenf bezidir ve enfeksiyon geriledikçe küçülür. Ancak boyunda kitle ne zaman tehlikeli sorusunun yanıtı, kitlenin yalnızca varlığıyla değil; ne kadar süredir bulunduğu, büyüme hızı, kıvamı, yerleşimi ve eşlik eden belirtilerle belirlenir. Özellikle erişkinlerde iki-üç haftayı aşan, açıklanamayan boyun kitleleri kulak burun boğaz uzmanı tarafından gecikmeden değerlendirilmelidir.
Boyun; lenf bezleri, tükürük bezleri, tiroid, kaslar, damarlar ve doğumsal kalıntılar gibi çok sayıda yapıyı içerir. Bu nedenle dışarıdan benzer görünen iki şişliğin nedeni tamamen farklı olabilir. Doğru yaklaşım, paniğe kapılmadan ama kalıcı bir bulguyu da bekletmeden, kitlenin kaynağını sistematik biçimde araştırmaktır.
Boyunda kitle ne zaman tehlikeli kabul edilir?
Her boyun kitlesi kötü huylu değildir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, diş sorunları, bademcik iltihabı veya cilt enfeksiyonları lenf bezlerinde geçici büyümeye yol açabilir. Buna karşılık erişkin bir kişide belirgin bir enfeksiyon nedeni olmaksızın ortaya çıkan ve gerilemeyen kitle, daha dikkatli değerlendirme gerektirir.
Aşağıdaki özelliklerden biri varsa KBB muayenesini ertelememek gerekir:
- Kitle iki-üç haftadan uzun sürüyor veya dört-altı hafta içinde belirgin biçimde küçülmüyorsa
- Kısa sürede büyüyor, 2 cm’den büyük hissediliyor ya da sert ve düzensiz sınırlıysa
- Dokunmakla hareket etmiyor, çevre dokulara yapışık gibi hissediliyorsa
- Köprücük kemiğinin hemen üzerinde yer alıyorsa
- Boyunda birden fazla bölgede şişlik varsa veya daha önce tedavi edilmiş bir kitlenin yeniden büyümesi söz konusuysa
Bu bulgular tek başına kanser tanısı anlamına gelmez. Örneğin bazı iyi huylu tükürük bezi tümörleri de yavaş büyüyen, ağrısız bir kitle şeklinde fark edilebilir. Ancak bu özellikler, yalnızca izlem yerine ayrıntılı inceleme gerektirdiğini gösterir.
Eşlik eden belirtiler neden önemlidir?
Boyundaki şişliğe eşlik eden belirtiler, kitlenin kaynağı hakkında güçlü ipuçları verir. Ağrı ve hassasiyet daha sık enfeksiyonla ilişkilidir; buna rağmen ağrı olması ciddi nedenleri bütünüyle dışlamaz. Özellikle aşağıdaki durumlarda değerlendirme hızlandırılmalıdır:
- Nedeni açıklanamayan kilo kaybı, gece terlemesi, uzun süren ateş veya belirgin halsizlik
- Üç haftayı aşan ses kısıklığı, yutma güçlüğü ya da yutarken ağrı
- Tek taraflı, geçmeyen boğaz ağrısı veya kulağa vuran ağrı
- Ağız içinde iyileşmeyen yara, kanama, dilde kitle veya çiğneme sırasında ağrı
- Nefes darlığı, tükürüğü yutamama, boyunda ani ve hızlı büyüme
Ses değişikliği, yutma sorunu ve kulak ağrısı bazen gırtlak, yutak, bademcik bölgesi veya dil kökü gibi alanlardaki sorunlara eşlik edebilir. Bu bölgeler dışarıdan görülemediği için kapsamlı KBB muayenesi ve gerektiğinde endoskopik inceleme önem taşır.
Nefes almayı zorlaştıran, yutmayı belirgin engelleyen veya saatler-günler içinde hızla büyüyen bir şişlik ise rutin randevu beklenmeden acil değerlendirme gerektirir. Yüksek ateş, kızarıklık ve şiddetli ağrı ile birlikte görülen derin boyun enfeksiyonları da hızlı tedavi gerektirebilir.
Yaş, sigara kullanımı ve sürenin etkisi
Boyun kitlesinin değerlendirilmesinde yaş önemli bir değişkendir. Çocuklarda boyunda ele gelen nodların büyük bölümü enfeksiyonlara bağlı reaktif lenf bezleridir. Buna rağmen haftalar içinde küçülmeyen, büyüyen veya genel belirtilerle birlikte olan çocukluk çağı kitleleri de çocuk KBB uzmanlığı ve gerekli branşlarla birlikte değerlendirilmelidir.
Erişkinlerde yaklaşım daha temkinlidir. Özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerde, sigara veya tütün ürünü kullanımı olanlarda, düzenli ve yüksek miktarda alkol tüketenlerde ya da daha önce baş-boyun bölgesinde tümör tedavisi görmüş hastalarda kalıcı boyun kitlesi daha öncelikli araştırılır. İnsan papilloma virüsü ile ilişkili bazı baş-boyun tümörleri ise sigara öyküsü olmayan kişilerde de görülebilir. Bu nedenle “sigara içmiyorum, önemli değildir” düşüncesi muayeneyi geciktirmemelidir.
Kitlenin süresi çoğu zaman en yol gösterici ayrıntıdır. Enfeksiyon sonrası büyüyen bir lenf bezi birkaç hafta ele gelebilir durumda kalabilir; ancak eğilim küçülme yönünde olmalıdır. Başlangıçta küçük olan bir şişliğin giderek büyümesi, aynı boyutta kalması veya yeni şişliklerin eklenmesi değerlendirme planını değiştirir.
Boyundaki kitlenin olası nedenleri
Boyun kitleleri sık olarak lenf bezlerinden kaynaklanır. Lenf bezleri, bağışıklık sisteminin parçasıdır ve boğaz, diş, kulak, burun veya ciltteki enfeksiyonlara yanıt olarak büyüyebilir. Viral enfeksiyonlardan sonra boyunda hassas, hareketli ve birden fazla lenf bezi fark edilmesi bu nedenle yaygındır.
Tükürük bezi hastalıkları da çene altı, kulak önü veya çene köşesi civarında şişliğe neden olabilir. Yemek sırasında belirginleşen ağrı ve şişlik tükürük taşı veya kanal tıkanıklığını düşündürebilir. Tiroid bezindeki nodüller ise boynun ön-alt bölümünde fark edilebilir; ultrasonografi ile tiroid kaynaklı olup olmadığı çoğu zaman netleştirilir.
Bazı kitleler doğumsaldır ve yıllarca belirti vermeden kalabilir. Orta hatta görülen tiroglossal kanal kistleri ya da boynun yan tarafındaki brankiyal yarık kistleri buna örnektir. Bu kitleler enfeksiyonla birlikte aniden görünür hale gelebilir. Erişkin yaşta ilk kez fark edilen kistik boyun kitlelerinde ise yalnızca doğumsal bir kist varsayımıyla hareket edilmez; özellikle yan boyun yerleşiminde daha kapsamlı inceleme yapılır.
Daha nadiren lenfoma, tiroid tümörleri, tükürük bezi tümörleri veya ağız, yutak, gırtlak gibi baş-boyun bölgesinden lenf bezlerine yayılım gösteren hastalıklar boyunda kitle bulgusuyla ortaya çıkabilir. Amaç, olasılıkları tek tek tahmin etmek değil; doğru tanı yöntemleriyle güvenilir biçimde ayırt etmektir.
KBB değerlendirmesinde hangi incelemeler yapılır?
İlk aşama ayrıntılı öykü ve fizik muayenedir. Kitlenin ne zaman fark edildiği, enfeksiyon yakınmaları, diş tedavileri, ilaçlar, sigara kullanımı, kilo değişikliği ve önceki hastalıklar sorgulanır. Muayenede sadece boyun değil; ağız içi, dil, bademcikler, burun, geniz ve gırtlak bölgesi de değerlendirilir.
Gerektiğinde ince, esnek bir kamera ile burun ve boğazın arka bölümü görüntülenebilir. Bu işlem, ses telleri ve yutak gibi doğrudan görülmesi zor alanların değerlendirilmesine yardımcı olur. Ultrasonografi; lenf bezinin yapısı, tiroid nodülleri ve tükürük bezi lezyonları için sık kullanılan, radyasyon içermeyen bir yöntemdir.
Kitlenin yeri ve şüphe düzeyine göre kontrastlı bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme istenebilir. Bu tetkikler kitlenin komşu yapılarla ilişkisini, derin boyun alanlarını ve olası ek odakları göstermede değerlidir. Kan testleri bazı enfeksiyonlar veya sistemik hastalıklar açısından destekleyici bilgi sağlayabilir; fakat tek başına kesin tanı koydurmaz.
Şüpheli veya kalıcı kitlelerde ince iğne aspirasyon biyopsisi sıklıkla tercih edilir. İnce bir iğneyle hücre örneği alınır ve patolojik inceleme yapılır. Bu yöntem, gereksiz açık biyopsilerden kaçınmaya ve sonraki tedaviyi doğru planlamaya yardımcı olur. Bazı durumlarda hücre örneği yeterli olmayabilir; kitlenin niteliğine göre kor biyopsi ya da cerrahi biyopsi planlanabilir.
Evde ne yapılmalı, ne yapılmamalı?
Boyunda yeni fark edilen bir şişliği her gün bastırarak kontrol etmek, masaj yapmak veya rastgele antibiyotik kullanmak doğru değildir. Sürekli elleme bölgesel hassasiyeti artırabilir ve kitlenin gerçek boyutunu takip etmeyi zorlaştırabilir. Bunun yerine fark edildiği tarihi, yaklaşık yerleşimini, büyüme olup olmadığını ve eşlik eden şikayetleri not etmek daha yararlıdır.
Yakın zamanda grip, boğaz enfeksiyonu veya diş apsesi geçirildiyse, hekimin önerdiği tedavinin ardından kitlenin küçülme eğilimi izlenebilir. Ancak belirtiler gerilese bile kitle kalıyorsa, özellikle erişkin hastalarda kontrol muayenesi ihmal edilmemelidir. Tanı koymadan uzun süre antibiyotik kullanımı, altta yatan nedeni maskeleyebilir ve doğru değerlendirmeyi geciktirebilir.
Boyundaki her kitle kaygı verici bir hastalığın işareti değildir; yine de kalıcı bir şişliği “geçer” diyerek beklemek doğru yaklaşım olmaz. Zamanında yapılan ayrıntılı KBB değerlendirmesi, hem basit ve tedavi edilebilir nedenlerin saptanmasını hem de gerekli durumlarda tedavinin en doğru aşamada planlanmasını sağlar.
KBB doktorluğu süresince birçok bilimsel araştırma yapan, yurtiçi ve yurtdışı toplantılarda konuşmacı, katılımcı ve düzenleyici olan Prof. Dr. Gediz Murat Serin, birçok yerli ve yabancı makale ve kitap bölümleri yazmıştır. Kulak Burun Boğaz Uzmanı olan Dr. Serin’in uzmanlık alanlarının başında burun hakkında tüm ameliyatlar (estetik, septum perforasyonu vb.), burnun tamamlayıcı organları (sinüsler ve hastalıkları), revizyon (düzeltici) burun estetikleridir. Bunların yanı sıra tüm baş boyun cerrahileriyle de ilgilenmekte ve ameliyatlarını gerçekleştirmektedir.